deve cemal’in mor gülü | yazıcıoğlu ali’nin tarihlerinden (1424) bir öykü ve köksapsal bir açımlama denemesi

ahmet ateş

Bu yazı devlet kurucusu kişilerin oluşturduğu kümenin içinde bulundukları zamanda devletli üstyapılarla ilişkileri üzerine bir denemedir. Birçok kültürde devlet soyut, anlaşılmaz ve devlet kurucu kişilerin düşünce, inanç, arzuları doğrultusunda anlamı kapalı, belirsiz, aşkın, soyut ve genel bir kavrama dönüşür. Bu siliklik bir anlamda devletin ıssı olduğu topraklarda (mülkte) yaşayan topluluk ve üyelerini egemenlik altına almaya ve egemenliği sürdürmeye hizmet eder. […] Yitirenlere, yitirip de yaşamlarını sürdürmek için direnenlere (1 Şubat 1978’de, tam 42 yıl önce anlatılmış) bu masalda gökten düşen üç elmayı Michel Foucault duyursun. Uyanık olup masalcının elmalarından birini kapmak için “biri benim!” diye atılacaklar saltık olarak bulunacaktır: Oysa devlet, ne şimdi, ne de tarihi boyunca, böyle bir birliğe, böyle bir bireyselliğe, böyle sıkı bir işlevselliğe, hatta bu öneme sahip olmadı. Devlet belki de önemi sanıldığından çok daha az olan melez bir gerçeklikten ve mitleştirilmiş bir soyutlamadan başka bir şey değil. Belki. Bizim modernliğimiz, yani bugünümüz [actualité] için önemli olan, toplumun devletleştirilmesi değil, daha ziyade benim devletin “yönetimselleştirilmesi” olarak adlandırdığım şeydir.